23 Mayıs 2017 Salı

Manchester'ı kana bulayan teröristin kimliğinin belirlendiği açıklandı

Manchester'de vahşet!..
İNGİLTERE'DEKİ KANLI SALDIRIYI ONLAR ÜSTLENDİ!
İngiltere Başbakanı May, bütün dünyada canlı yayınlanan basın toplantısında Manchester'ı, insanlık dışı bir vahşet ve alçakça saldırıyla kana bulayan teröristin kimliğinin belirlendiğini açıkladı. BBC, saldırıyla bağlantısı olan 23 yaşındaki bir erkeğin gözaltına alındığını duyurdu. Başbakan May'in açıklamasından bir süre sonra saldırıyı terör örgütü IŞİD üstlendi.
Saldırıda 22 kişi yaşamını yitirdi. 

Hayatını kaybedenler arasında en küçük kurban 8 yaşında masum bir çocuk ve henüz ilkokul öğrencisi... Vahşi saldırıda hayatını kaybeden kurbanların fotoğraflarını paylaşan İngiliz basını saldırıyı 'IŞİD: Çocuklarınızı bir öldürdük' başlığıyla haberi duyurdu.  Patlamanın sesi, salonda konseri dinleyen bir kız tarafından kaydedildi. BBC, patlatılan bombada eritilmiş sülfür kullanıldığını bildiriyor. Başkent Londra'daki ünlü Victoria istasyonu yakınında bulunan şüpheli paket nedeniyle kapatıldı. Polisin incelemesinde paket temiz çıktı ve istasyon yeniden hizmete açıldı. Türkiye Cumhuriyeti, Cumhurbaşkanı  Recep Tayip Erdoğan ve Dışişleri Bakanlığı'nın yaptığı açıklamalarla saldırıyı şiddetle kınadılar.
MANÇESTER'DE ÖLEN 22 MASUM İNGİLİZİN KATİLİ EMPERYALİST İNGİLİZ SİYASİLER Mİ?
Mehmet Boz
O canlı bombayı yetiştiren isim bir İngiliz’dir. İngiliz siyasetçi Andrew Duff: - 10 yıl önce Türkiye-Avrupa Birliği Ortak Parlamento Komisyonu    Başkan Yardımcısı idi. - O sıralarda AKP iktidarını kuvvetle destekliyorlardı.
Duff'un ültimatom biçiminde dediği özetle şuydu: “-Türkiye artık Kemalizmle hesaplaşmalı. 
-Sadece yasalar ve anayasa değil,  Kemalizm kültürü ve felsefesi de değişmeli. - Türkiye Kemalist milliyetçi sonuyla yüzleşmeli. Atatürk’ün devlet dairelerindeki fotoğrafları indirilmeli.” Kemalizm, Arap aydınları, politikacıları ve subayları tarafından alınarak Arap milletini uyandırmak için kullanılmış ortak bir ideolojinin adıdır. Arap öncüler, bunu Arap Sosyalist Diriliş Partisi (BAAS) adı altında devreye soktular. BAAS’çılık, emperyalist işgale karşı çıkan Arap milliyetçiliği ile laiklik, toplumculuk ayakları üstünde yükseldi. Bilginize...
MANÇESTER'DE ÖLEN 22 MASUM İNGİLİZİN KATİLİ EMPERYALİST İNGİLİZ SİYASİLER Mİ?
Rıza Zelyut
Pazartesi gecesi İngiltere’de bir bomba patladı. Konser izlemeye gelen 22 masum insan öldü, 59’u da yaralandı. Bu vahşeti, bir canlı bomba yaşattı insanlığa… Lakin, o canlı bombayı yetiştiren isim bir İngiliz’dir. Size İngiliz gizli servisinden söz edecek değilim. Çok bilinen bir İngiliz siyasetçinin adını vereceğim: Andrew Duff…
Ona sömürgeci Batı’nın ortak hafızası ve genel stratejisi gözüyle bakabilirsiniz. Bu kişi, bundan 10 yıl önce Türkiye-Avrupa Birliği Ortak Parlamento Komisyonu Başkan Yardımcısı idi. O sıralarda AKP iktidarını kuvvetle destekliyorlardı. Süreç, Amerika-İngiltere-Fransa üçlüsünün, Irak’ta Şii çoğunluğa karşı Sünni azınlığı terörize ettiği süreçti. El Kaide, burayı yakıp yıkan Amerika tarafından Irak’ta kurulmuştu ve önü açılıyordu. Başbakan Erdoğan da bu teröristlerin siyasi ağabeyi Tarık el-Haşimi’yi koruma altına almıştı. Yani, Türkiye de Irak’taki emperyalist üçlünün uzaktan destekçisi konumuna getirilmişti.  Bunun için de Erdoğan’a BOP Eşbaşkanı gibi bir görev ayarlanmıştı…
TERÖR ÜRETİM ÇİFTLİĞİ
Irak o sıralarda terör üretme merkezi haline sokulmuştu. Batılılar bu yıkıcılığı kullanarak bölgedeki laik ve millici rejimleri devirmeye çalışıyorlardı.  Türkiye’de milliyetçi ve laik iktidarı 2002 yılında yıkmışlar, yerine Ilımlı İslamcı Parti dedikleri AKP’yi oturtmuşlardı. AKP’ye yeni bir görev daha vermişlerdi. İşte bu görevi Türkiye-AB Ortak Komisyonu yöneticisi İngiliz Duff pek açık ve pek keskin biçimde dile getirmişti. Ültimatom biçiminde dediği özetle şuydu: “Türkiye artık Kemalizmle hesaplaşmalı. Sadece yasalar ve anayasa değil,  Kemalizm kültürü ve felsefesi de değişmeli. Türkiye Kemalist milliyetçi sonuyla yüzleşmeli. Atatürk’ün devlet dairelerindeki fotoğrafları indirilmeli.” Türkiye’ye dayaltılan, “AB’ye girmek istiyorsanız Kemalizmle hesaplaşın” projesi nedir?  Türkiye’deki laik, ulusalcı, akılcı, küresel hayata uyan çağdaş toplum modelini atıp yerine Orta Çağ safsatalarına inanan bir toplum modelini yerleştirmek. Bunu da Ilımlı İslam adı altında perdelemek… İşte İngiltere’nin İslam dünyasına dayattığı bu model, terör olarak büyüdü, canlı bomba şekline girerek Manchester Kenti’nde patladı. Laik, çağdaş Kemalist yapı yerine, İslamcı bir yapı getirenlerin bu sonuçla karşılaşmamaları mümkün değildi.
BAAS’ÇILARLA SAVAŞIN SONUCU
Kemalizm, Arap aydınları, politikacıları ve subayları tarafından alınarak Arap milletini uyandırmak için kullanılmış ortak bir ideolojinin adıdır. Arap öncüler, bunu Arap Sosyalist Diriliş Partisi (BAAS) adı altında devreye soktular. BAAS’çılık, emperyalist işgale karşı çıkan Arap milliyetçiliği ile laiklik, toplumculuk ayakları üstünde yükseldi. Suriye’deki Esat rejimi de özünde Kemalist felsefeye dayanan bir BAAS rejimiydi. Bu felsefe, bağımsızlıkçı, akılcı, dinsel dogmalara karşı olduğu için Sünni, Alevi, Hıristiyan öğeleri bir arada barışçı biçimde yaşatıyordu. Arap Baharı denilen süreç de özünde işte bu Kemalist sisteme karşı başlatılmış bir saldırı idi. Erdoğan ve Batıcı propagandacılar, BAAS’ı kötüleyerek kime hizmet ettiklerini de bu dönemde gösterdiler. Eğer Araplar arasında BAAS düşüncesi baskın olsa, dinci zihniyet büyüyemeyecek ve o bomba patlamayacaktı…
Eğer Beşşar Esat Suriye’de perişan edilmese o bombayı yapanlar, Batı’ya uzanamayacaklardı.
Manchester’ı ve Paris’i vuran o bombaları, Andrew Duff tipi Batılı siyasetçiler patlattı.
Kemal Atatürk’ün sistemi ve düşüncesi (Kemalizm) ile savaşanların başına böyle belalar geleceğini tarih bir kez daha ortaya koydu. Ey Batılılar! Kurtulmak istiyorsanız, dinci ideolojileri ve iktidarları değil laik ideolojileri destekleyeceksiniz. Yoksa sınırlara ördüğünüz duvarlar sizi koruyamaz.

19 Mayıs 2017 Cuma

"ATATÜRK'Ü ANMA, GENÇLİK VE SPOR BAYRAMINIZ" HAYIRLI, KUTLU VE "EBED MÜDDET" OLSUN

19 Mayıs Atatürk'ü Anma, Gençlik ve Spor Bayramımızı içtenlikle kutlarız...
Bu vesileyle: İstiklal savaşını yaparak; Yedi düvele karşı verdiğimiz “Kurtuluş Destanı” Milli Mücadeleyi zaferle taçlandıran, Türkiye Cumhuriyetini onurla ve şerefli temeller üzerine kuran:, Başta Gazi Mustafa Kemal ATA-TÜRK ve silah arkadaşları olmak üzere, bu eser, hizmet ve hikmette katkısı olan, kanlarıyla Al Bayrağımıza renk katan, canlarıyla toprağımızı “Vatan” yapan tüm ecdadımız ile hassaten Şehit ve Gazilerimizi rahmet ve minnetle anarız. Ruhları şad, mekân ve makamları cennet olsun;Yüce Rabbimiz, cümlesini ebedi âleminde nurlar içinde yaşatsın. İnşallah...ULUSAL HABER
SAMSUN’A ÇIKTIĞIM GÜN GENEL DURUM VE GÖRÜNÜŞ
1919 yılı Mayısının 19′uncu günü Samsun’a çıktım. 
Ülkenin genel durumu ve görünüşü şöyledir:
Osmanlı Devleti’nin içinde bulunduğu grup, I. Dünya Savaşı’nda (1) yenilmiş, Osmanlı ordusu her tarafta zedelenmiş, şartları ağır bir ateşkes anlaşması imzalanmış. Büyük Savaş’ın uzun yılları boyunca millet yorgun ve fakir bir durumda. Milleti ve memleketi I. Dünya Savaşı’na sürükleyenler, kendi hayatlarını kurtarma kaygısına düşerek memleketten kaçmışlar. Saltanat ve hilâfet makamında oturan Vahdettin soysuzlaşmış, şahsını ve bir de tahtını koruyabileceğini hayal ettiği alçakça tedbirler araştırmakta. Damat Ferit Paşa’nın başkanlığındaki hükûmet âciz, haysiyetsiz ve korkak. Yalnız padişahın iradesine boyun eğmekte ve onunla birlikte kendilerini koruyabilecekleri herhangi bir duruma razı.
Ordunun elinden silâhları ve cephanesi alınmış ve alınmakta…
İtilâf Devletleri, ateşkes anlaşmasının hükümlerine uymayı gerekli bulmuyorlar. Birer bahane ile İtilâf donanmaları ve askerleri İstanbul’da. Adana ili Fransızlar; Urfa, Maraş, Ayıntap (Gaziantep) İngilizler tarafından işgal edilmiş. Antalya ve Konya’da İtalyan askerî birlikleri, Merzifon ve Samsun’da İngiliz askerleri bulunuyor. Her tarafta yabancı subay ve memurlar ile özel ajanlar faaliyette. Nihayet, konuşmamıza başlangıç olarak aldığımız tarihten dört gün önce, 15 Mayıs 1919′da, İtilâf Devletleri’nin uygun bulması ile Yunan ordusu da İzmir’e çıkartılıyor.
Bundan başka, memleketin her tarafında Hristiyan azınlıklar gizli veya açıktan açığa kendi özel emel ve maksatlarını gerçekleştirmeye, devleti bir an önce çökertmeye çalışıyorlar.
Sonradan elde edilen güvenilir bilgi ve belgelerle iyice anlaşılmıştır ki, İstanbul Rum Patrikhanesi’nde kurulan Mavri Mira Hey’eti (Belge: 1) illerde çeteler kurmak ve idare etmek, gösteri toplantıları ve propagandalar yaptırmakla meşgul. Yunan Kızılhaç’ı ve Resmî Göçmenler Komisyonu (2), Mavri Mira Hey’eti’nin çalışmalarını kolaylaştırmakla görevli. Mavri Mira Hey’eti tarafından yönetilen Rum okullarının izci teşkilâtları, yirmi yaşından yukarı gençleri de içine almak üzere her yerde kuruluşunu tamamlıyor.
Ermeni Patriği Zaven Efendi de, Mavri Mira Hey’eti ile birlikte çalışıyor. Ermeni hazırlığı da tıpkı Rum hazırlığı gibi ilerliyor. Trabzon, Samsun ve bütün Karadeniz sahillerinde örgütlenmiş olan ve İstanbul’daki merkeze bağlı bulunan Pontus Cemiyeti hiç bir engelle karşılaşmadan kolaylıkla ve başarıyla çalışıyor (Belge: 2).

1) Harbi Umumî’de.
2) Resmi Muhacirin Komisyonu.

12 Mayıs 2017 Cuma

VARAN BİR!.. Süleyman Yeşilyurt tamam. Şimdi sıra Hasan Akar ve Prof. Dr. Mustafa Armağan’da....

ATATÜRK'E HAKARETE TUTUKLAMA
(Anadolu Ajansı, DHA, Ulusal Ajans & 12 05 2017)
Bir televizyon kanalının canlı yayın programında "Gazi Mustafa Kemal Atatürk'e alenen hakaret ettiği" gerekçesiyle, hakkında yakalama ve göz altına alınma kararı bulunan Süleyman Yeşilyurt tutuklandı. Atatürk'e hakaretten hakkında yakalama kararı çıkan ve aranan isim; Süleyman Yeşilyurt adalete teslim oldu.
Hakkında yakalama kararı çıkarılan Süleyman Yeşilyurt Bakırköy Adliyesi'ne gelerek teslim oldu. Avukat kızı Berin Yeşilyurt ile Bakırköy Adalet Sarayına gelen Süleyman Yeşilyurt, adliyeye giriş yapmadan önce basın mensuplarına açıklama yaptı. Günlerdir medyada, kaçtığının yazıldığını aktaran Yeşilyurt, pazartesiden bugüne evinde bulunduğunu söyledi.
Yeşilyurt, kaçmadığını savunarak, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Güvenlik şubeyi arıyorum; 'Gelin alın.' diye. 'Gelmezseniz gidip ifademi vereceğim.' dedim. Kaçmadım. Bir meczupla beni karıştırdılar. 7 ay önce videosu çekilmiş. Onun fotoğrafıyla beni yan yana koydular. O kaçıyor, ben kaçmıyorum. Benim onunla ne alakam var? Yalnız burada çifte standart var. Ben o programa konuk olarak gittim. Moderatörler yok. Hakkaniyet olması lazım. Şimdi o insanlar meydanda yok. 4 gündür evde polis bekliyorum. Çocuklarıma dedim ki 'Ben gidiyorum artık. Dayanamayacağım.' Kaçmadım, buradayım. Bu bilinsin.''
Kendisine "sahte tarihçi" dediklerini aktaran Yeşilyurt, 23 kitap yazdığını, tarihçi olmadığını, yayıncı olduğunu dile getirerek, ''Günlerce benim psikolojimi bozdular. 'Yalancı müptezel' dediler. 'Kaçtı.' dediler. O günkü program... 16 sene evvel 'Atatürk'ün Gönül Galerisi' kitabını yazdım. Aktüel dergisine kapak oldu. Posta gazetesi, 'Ata ne kadınlar sevdi' diye haber yaptı. Milliyet gazetesi de kitabın haberini yaptı. O gün beni övüyorlardı. Bugün ne oldu da bana sövüyorlar? 'Ata'ya sövdü, FETÖ’yü övdü' diyorlar. Fetullah Gülen’in en kuvvetli zamanlarında ben 'Pensilvanya Canbazı' kitabını yazdım'' diye konuştu.
CEZAEVİNE GÖNDERİLDİ
Açıklamanın ardından polisler, Süleyman Yeşilyurt'u mahkemeye götürdü. Nöbetçi mahkemede hakim karşısına çıkan Yeşilyurt, ''Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret'' ile ''Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik'' suçlarından tutuklandı.
İKİ SORUŞTURMA AÇILMIŞTI
Basın Savcısı Ertuğrul Sarıyar, önceki gün Süleyman Yeşilyurt ve Hasan Akar hakkında “Atatürk'ün hatırasına alenen hakaret" ve “Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik etme" suçlarından iki ayrı soruşturma açmıştı. Soruşturmalar, Süleyman Yeşilyurt'un televizyonda Atatürk hakkında sarf ettiği sözler nedeniyle, Hasan Akar'ın ise sosyal medyada paylaşılan bir videoda Mustafa Kemal Atatürk'ün annesi Zübeyde Hanım hakkında sarf ettiği sözler nedeniyle başlamıştı. Nöbetçi Bakırköy 1. Sulh Ceza Hakimliği, "Atatürk'ün hatırasına hakaret etme" ve 'Halkı kin ve düşmanlığa alenen tahrik'' suçlarından Süleyman Yeşilyurt ve Hasan Akar hakkında tutuklamaya yönelik yakalama kararı çıkarılmasına hükmetmişti.

4 Mayıs 2017 Perşembe

SON DAKİKA: DÜNYA'DA İLK HABER.... "TÜRKİYE - SURİYE SINIRINDA YENİ HARİTA!..."

RTE-PUTİN VE ABD MUTABAKATI:
“TÜRKİYE SINIRINDA YENİ HARİTA!..”
Güvenli bölgeler ABD'nin de desteğini aldı!
Cumhurbaşkanı Erdoğan ve Rus lider Putin'in dünyaya ilan ettiği güvenli bölgeler, ABD'nin de desteğini aldı. İngiliz basını, söz konusu bölgelerin İdlib vilayetinde, Hums kentinin kuzeyinde, Doğu Guta'da ve Suriye'nin güneyinde oluşturulacağını yazdı. Bu bölgeler haritada yeşil renkte görülüyor. Türkiye ve Rusya arasındaki kritik zirveden dünya gündemini belirleyen yeni bir karar çıktı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı Soçi'de ağırlayan Rusya lideri Vladimir Putin, harita üzerinde Suriye'de silahların susacağı bölgeleri belirledi.
Basın toplantısında kameraların karşısına geçen iki lider, ABD Başkanı Donald Trump'ın da yeni plana destek verdiğini duyurdu.
Erdoğan ve Putin'in açıklamaları, bugün İngiliz gazetelerinin sayfalarında geniş yer buldu. İki lider arasında buzların eridiğini belirten Daily Telegraph gazetesi, ulaştığı bir taslağı yayımladı. Taslak belgeye göre, söz konusu güvenli bölgeler muhaliflerin kontrolündeki İdlib vilayetinde, Humus kentinin kuzeyinde, Doğu Guta'da ve Suriye'nin güneyinde oluşturulacak.
Türkiye ve Rusya'nın Suriye'de aynı noktaya geldiğine vurgu yapan gazete, muhaliflerin mevcut şekliyle planı kabul etmediklerini belirtiyor. Times: Türk, Rus ve İran orduları birlikte sahada olacak... The Times gazetesi ise, Rusya'nın dört bölgedeki güvenliği İran ve Türkiye ordularıyla birlikte sağlamayı önerdiğini yazdı. Gazeteye göre, halen planı kabul edilemez bulan muhalifler ülke çapında ateşkes istiyor.
FİNANCİAL TİMES: ABD ASTANA'YA GÖZLEMCİ GÖNDERDİ
ABD lideri Trump'ın Rus lider Putin'le güvenli bölgeleri konuştuğunu aktaran Financial Times ise, dün Soçi'de yapılan çağrı sonrası Amerikan yönetiminin Dışişleri Bakan Yardımcısı Stuart Jones'u gözlemci olarak Astana'ya gönderdiği yazdı. Gazete, Rusya'nın son önerilerinin geçen ayki Moskova ziyaretinde ABD Dışişleri Bakanı Rex Tillerson'ın dile getirdiği görüşlerle örtüştüğüne de dikkat çekiyor.
TÜRK BASINI: SOÇİ'DE YENİ SAYFA
Erdoğan-Putin zirvesi Türkiye'de de beklendiği gibi manşetlerde. Gazeteler 'Çatışmasızlık mutabakatı', 'Harita üzerinde müzakere', 'İdlib'de çatışmasızlık mutabakatına varıldı', 'Soçi'de yeni sayfa', 'Çatışmasızlık bölgesi İdlib' başlıklarıyla gelişmeleri okurlarına aktardı. Rusya lideri Putin, basın toplantısında ayrıca dört noktada silahların tamamen susmasıyla uçuşa yasak bölgelerin hayata geçebileceğini söylemişti.
KREMLİN: TOPRAK BÜTÜNLÜĞÜNÜ SAĞLAR
Putin'in sözcüsü Dmitriy Peskov, güvenli alanların ülkenin toprak bütünlüğünü sağlayabileceğini söyledi. Rossiya 1 televizyon kanalına konuşan Peskov, "Bu daha başlangıç ancak konunun uzatılmasını isteyenler çok az. Bu alanların uygulanması Suriyenin toprak bütünlüğünün korunmasını sağlar ve ülkenin etki alanlarına bölünmesini önler" dedi.  Suriye'de Mart 2011'de gösteriler başladı ve ülke aylar içinde iç savaşa sürüklendi. Halihazırda ülke dörde bölünmüş halde. Güneyden Halep'e kadar olan hat Şam rejimi lideri Beşar Esad'ın kontrolünde. İdlib, güneydoğu ve güney sınırındaki bazı noktalar muhaliflerin elinde bulunuyor. Kuzeyde Cerablus-Azez hattı dışında terör örgütü PKK'nın Suriye uzantısı YPG'liler var. Ülkenin doğusu ise büyük oranda terör örgütü IŞİD'in elinde. İç savaşın yedinci yılına girdiği ülkede bugüne kadar yüzbinlerce insan yaşamını yitirdi, milyonlarca Suriyeli de evlerini terk etmek zorunda kaldı. Başta Türkiye olmak üzere birçok ülkede milyonlarca Suriyeli sığınmacı bulunuyor. (04.05.2017-13.00//Ajanslar) 

27 Nisan 2017 Perşembe

Amerika'nın (ABD) "anarşi, terör ve tedhişle" imtihanı ve sözde "dünya jandarmalığı" palavrası..

ABD'NİN YENİ OYUNU: "KALLEŞLİK"
TÜRKİYE SINIRINA 30 (pkk/pyd) DÜŞMAN KAMPI!..
ABD'li yetkililer, Türkiye'nin terör örgütü olarak nitelendirdiği PYD militanlarını "terörist" tanımlamasından çıkarmak için "SDG" ismini kullanıyor. AA'ya bilgi veren Türk güvenlik kaynaklarına göre, son dönemde PKK, Suriye'nin kuzeyinde SDG adı altında 30'dan fazla kamp kurdu. Kırmızı liste ile aranan PKK'lı terörist ABD'li komutanın yanında görüntülenmiş, ABD'den konuyla ilgili açıklama gelmişti. ABD yönetimi ve PKK, Suriye'de işbirliğini derinleştirmek ve Türkiye'nin tepkisini engellemek için, terör örgütü kadrolarını "SDG" adı altında kullanıyor. PKK, Suriye'deki yapılanmasını ilk olarak PYD ve onun silahlı uzantısı YPG adı altında kurdu. Kırmızı liste ile aranan PKK'lı terörist ABD'li komutanın yanında.
Suriye'de 2011 sonunda iç savaşın başlamasından sonra, terör örgütü ile ABD arasında işbirliği giderek güçlendi. PYD/PKK, Suriye'de silah ve lojistik desteğiyle kendisine yakın tuttuğu bazı küçük grupları 12 Ekim 2015'te, SDG adı altında bir araya getirdi. Toplam sayıları birkaç yüz kişiden ibaret olan grupların katılımı dikkatleri dahi çekmedi. Kuruluşundan itibaren SDG'nin ezici çoğunluğu PYD/PKK'lı militanlardan meydana geldi. Yeni bir yapı olduğu iddia edilen oluşumun yönetimine de PYD/PKK hakim oldu.
SDG AMBLEMLİ ÜNİFORMALAR
PYD/PKK teröristlerine ve elebaşlarına, SDG amblemi olan üniformalar dağıtıldı. Ancak, örgüt yandaşlarının sosyal medya hesaplarında yayınlanan görüntülerde, yer yer eski ve yeni amblemleri bir arada kullandıkları da görüldü. ABD, SDG'nin kurulmasından itibaren PYD/PKK'ya yardımlarını hızla artırdı. Amerika yönetimi, askeri yardımlarını PYD/PKK'ya değil SDG'ye yaptığını, hatta silahların yalnızca bu yapı içinde sayıları birkaç yüzü geçmeyen "Suriye Arap Koalisyonu"na yönlendirdiklerini idida ederek, Türkiye'nin tepkilerini önlemeye çalıştı. SDG'deki birçok Arap yönetici, SDG'nin karar alma mekanizmasında yer bulamadıkları için örgütten ayrıldı. Eski üst düzey yöneticilerden Abdülkerim Ubeyd,26 Eylül 2016'da AA'ya, "PKK, SDG üzerinde hakim durumda. Kararları örgüt alıyor. SDG içindeki grupların çoğu sadece görüntüde var. SDG, PKK'nın ayrılıkçı hedeflerini gizlemek için kullandığı bir kılıftan ibaret" açıklamasında bulundu. ABD'den o fotoğrafa açıklama geldi
AMERİKALI KOMUTANIN REFAKATÇİLERİ
Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Suriye'nun kuzeydoğusunda hava harekatı düzenlediği PKK'yya ait Karaçok üssüne, saldırının ardından gelen Amerikalı bir komutanın Reuters haber ajansı tarafından servis edilen görüntülerinde, dikkat çekici ayrıntılar yer aldı. Enkazı gezdiren elebaşlarından, komutanın solunda yer alan Şahin Cilo, Türk güvenlik kaynaklarının elindeki bilgiye göre, 1990'dan bu yana PKK içerisinde. Cilo, terör örgütünün ülke yapılanmalarının çatısı durumundaki  KCK'nın "Suriye Üst Yönetimi Daimi Karar Organı" üyesi. 1996’da Şemdinli kırsalında faaliyet yürüten Cilo, 1997-2003arasında Avrupa'da, 2003-2004 döneminde Irak'ın Mahmur bölgesinde bulundu. Cilo, 2005'te PKK üst yönetiminde yürütme kurulu üyesiyken, 2009-2012’de örgütün özel timlerinin başına geçti. 2012'den itibaren de PKK'nın Suriye'deki tepe yönetiminde yer alan Cilo, terör örgütünün Suriye'deki askeri ve istihbarat faaliyetlerinin sorumlusu olarak biliniyor.
ARAP AŞİRETLERİNDEN PKK'YA ACİL ÇAĞRI
Bölgede olanları yakından takip eden bazı Türk yetkililer, AA'ya yaptıkları açıklamada, söz konusu şahıs ve diğer PKK (eşkıya çetesi) elebaşlarıyla ilgili bilgilerin Batı ülkeleriyle birçok kez paylaşıldığını ancak bilhassa ABD'li yetkililerin teröristlerle temasa ısrarla devam ettiklerini ve bütün uyarılara rağmen son vermediğini vurguladı. Diğer taraftan, Amerikalı komutana sağında eşlik eden silahlı teröristin, yakasında ve kolunda "YPG" terör ve tedhiş örgütü amblemi bulunması dikkatleri çekti. ​Türkiye Cumhuriyeti tarafından Kırmızı liste ile aranan PKK'lı terörist ABD'li komutanın yanında (soldaki resimde daha açık ve belirgin olduğu gibi) işt böyle görüntülenmişti.
AMERİKAN GAZETESİNİN TESPİTİ
Washington Post gazetesi, 7 Ocak 2017 tarihinde, PYD/PKK'nın SDG adıyla işgal ettiği Tel Abyad bölgesinde yaptığı bir haber çalışmasını yayınlamak suretiyle SDG'nin gerçek yüzünü ifşa etmişti. Bahse konu haberde, SDG'nin üçte ikisinin PYD/PKK militanlarından oluştuğu ve PKK elebaşı Abdullah Öcalan'ın ideolojisinin dikte edildiğinin altını çizmişti. PKK'nın ABD'nin terör listesinde olduğunu hatırlatan haberde, "SDG'yi eğiten kişiler, Abdullah Öcalan'ın ideolojisini öğrenme ve kabullenmeleri gerektiğini söylüyor" ifadesine yer verilmişti. ABD'den Türkiye açıklaması: İnceliyoruz
ABD SAVUNMA BAKANI'NIN İTİRAFI
ABD Senatosu'nun Silahlı Hizmetler Komitesi'nde geçen nisan ayında Senatör Lindsey Graham'in sorularını yanıtlayan dönemin savunma bakanı Ashton Carter, PKK'nın paravan uzantılarını itiraf etmek zorunda kalmıştı. Graham'in "PYD'yi ve YPG'yi hiç duydunuz mu?" şeklindeki sorusuna"Evet" karşılığını veren Carter, Senatörün, "Bunlar kimdir?" sorusunu ise "Kürt gruplar" şeklinde cevaplamıştı. Sorularına "YPG, PYD'nin silahlı kanadı mı?" diye devam eden Graham'a yanıt veren Savunma Bakanı ise "Evet, doğru" demişti. 30'DAN FAZLA PKK KAMPI: AA'ya bilgi veren Türk güvenlik kaynaklarına göre, son dönemde PKK, Suriye'nin kuzeyindeSDG kisvesi altında 30'dan fazla kamp kurdu.
HDP’li Altan Tan: Kimse yüksek sesle ‘PKK yanlış yaptı’ diyemiyor..
Türk güvenlik güçlerinin 25 Şubat'ta Suriye sınırında yakaladığı keskin nişancı "Diren" kod adlı Mesut C'nin ifadesinde, PYD yönetiminin Karaçoğ kampında aldığı kararla PKK'ya destek için Diyarbakır'ın Sur ilçesine keskin nişancı olarak gönderildiğini söylemesi kayıtlara geçmişti. Fırat'ın doğusunda güneyden kuzeye doğru 20 kilometre arayla kurulan "Tişrin, Şeyhler, Beyadiye ve Çarıklı" kamplarında saldırı ve savunma eğitimi veriliyor. PYD'nin sıcak çatışmalara girdiği Afrin'in batısına kurulan bu kamplarda yaklaşık 40 gün eğitim veriliyor. Bu kamplar, PKK'nın bölgedeki en etkin kampları arasında gösteriliyor. Mardin'in Nusaybin ilçesinin karşısındaki "Rimelan" kampında ise suikast ve keskin nişancı eğitimi veriliyor. Örgütte özel seçilen teröristler burada yaklaşık 3 ay eğitim alıyor. Örgüt, özellikle Türkiye'de yapacağı eylemlere burada eğitilen mensuplarını gönderiyor. PKK, SDG adı altında halihazırda Suriye'nin kuzeyinde Türkiye sınırı boyunca Haseke, Kobani ve Fırat Nehri'nin batısındaki Afrin ilçelerini işgalinde tutuyor. Terör örgütü, Münbiç'e komşu Bab'ı da alarak, Fırat Nehri'nin doğusu ve batısında ele geçirdiği bölgeleri birleştirmeyi hedefliyordu. Ancak, Türk Silahlı Kuvvetlerinin ve Özgür Suriye Ordusu'nun yürüttüğü Fırat Kalkanı Harekatı, ara bölgeyi DEAŞ'tan temizleyerek bu plana engel olmuştu. [[AA.Gazeteler & Ajanslar, ANKARA: 27.04.2017.17.30]]

22 Nisan 2017 Cumartesi

Türk Dünyası ve İslâm Alemi İçin Büyük Utanç ve Yüz karası!.. Afganistan İşgal Altında. Irak Perişan. Suriye Kan Gölü, ABD, İngiliz, İsrail ve AB (Emperyal) Terör Örgütleri Müslümanlara Dirlik Vermiyor.

AFGANİSTAN'DA VAHŞET. ASKERİ ÜSSE HAİN SALDIRI, ÖLÜ SAYISI 150'YE YÜKSELDİ...
Anarşi, terör, tedhiş ve emperyalist hırsız, soyguncu, vurguncu vampirlerin cebri işgali altında inim inim inleyen Afganistan'da; Mezar-ı Şerif yakınlarındaki bir askeri üsse yönelik alçakça, hain ve insanlık dışı vahşi saldırıda ölü sayısının 150'ye yükseldiği, kalleş saldırıyı Taliban'ın üstlendiği bildirildi.
ABD: TALİBAN SALDIRISINDA EN AZ 50 AFGAN ASKERİ ÖLDÜRÜLDÜ
Afganistan ordusundan yetkililerin aktardığına göre, saldırıyı Afgan askeri kıyafetleri giyen 10'a yakın Taliban militanı dün cuma namazı sonrasında gerçekleştirdi. ABD'li askeri yetkililer saldırıda hayatını kaybedenlerin sayısını 50 olarak açıklarken, Afganistan ordusu yetkilileri bu sayının en az 150 olduğunu, yaralı sayısının fazla olmasından dolayı artabileceğini vurguladı. Taliban sözcüsü Zabiullah Mücahid'in bugünkü açıklamasında ise, saldırının kısa bir süre önce öldürülen Afganistan'ın kuzeyindeki Taliban liderleri için düzenlendiği kaydedildi.
IŞİD: ABD’NİN AFGANİSTAN SALDIRISINDA KAYBIMIZ OLMADI
ABD’nin Afganistan’daki IŞİD mevzilerine düzenlediği saldırı sonrasında IŞİD'den gelen açıklamada, örgütün ölü veya yaralı olarak hiçbir kaybının olmadığı bildirildi. IŞİD, ABD’nin Afganistan’da ‘tüm bombaların anası’ ile düzenlediği saldırıda tek bir üyesinin bile ölmediğini iddia etti. AFP ajansı tarafından yayınlanan IŞİD’in açıklamasında, örgütün ölü veya yaralı olarak hiçbir kaybının olmadığı kaydedildi. Afganistan Devlet Başkanlığı’ndan yapılan açıklamada, ABD’nin envanterindeki nükleer olmayan en büyük bombası olan GBU-43 ile IŞİD hedeflerine düzenlenen saldırıda 36 militanın öldüğü belirtilmişti.
KLİNTSEVİÇ: 
ABD'NİN 
AFGANİSTAN'A 
ATTIĞI BOMBA RUSYA'YA KARŞI MESAJ
Rusya Federasyon Konseyi Savunma ve Güvenlik Komitesi Başkan Yardımcısı Frants Klintseviç, ABD'nin Afganistan'da tüm bombaların anası olarak tanınan GBU-43/B bombasını kullanması ve Suriye ordusuna ait Şayrat Üssü'nü vurmasının Rusya'ya karşı bir mesaj olduğunu söyledi. 
Pentagon: Afganistan'a nükleer dışındaki en güçlü bombamızı attık.. Gazetecilere konuşan Klintseviç "ABD'nin dünyanın en güçlü nükleer olmayan bombası GBU-43'ü kullanmasını ABD'nin Donald Trump'ın göreve başlamasından sonraki askeri stratejisi bağlamında incelemek gerekiyor. Bu saldırı ile Suriye'ye gerçekleştirilen füze saldırısı ile paralel olduğunu düşünüyorum. Her iki konuda da ABD'nin gücünü göstermesi söz konusu ve bu güç gösterilerindeki mesaj verilmek istenen tek adres de Rusya" ifadelerini kullandı.
YANILIYORLAR!..
Klintseviç açıklamalarına şöyle devam etti: "ABD, böyle yaparak Rusya'nın politikasını, kendilerinin ihtiyacı olduğu şekilde değiştireceğini düşünüyorsa çok yanılıyor. ABD'nin durması gerekiyor. Bu belirsiz süreci Kuzey Kore'de de başlatma ihtimali, öngörülemeyen sonuçlar doğurabilir." Kuzey Kore: ABD bunu seçerse savaşa gireriz.. Kuzey Kore Dışişleri Bakanı Yardımcısı Han Song-ryol, ABD Başkanı Donald Trump'ın attığı tweetleri eleştirerek, provokasyonu seçmeleri durumunda savaşa gireceklerini söylemişti. ABD Başkan Yardımcısı Mike Pence, Pyongyang'ın yeni bir nükleer deneme yapacağı iddialarının olduğu bir ortamda pazar günü Güney Kore'ye gidiyor.
ABD, BM VE NATO'DAN YETKİ ALMADAN AFGANİSTAN'DA OPERASYON GERÇEKLEŞTİRİYOR
Rusya Federasyon Konseyi Dış İlişkiler Komitesi Başkanı Konstantin Kosaçev de "Afganistan'da hukuki operasyonunu bitiren ABD, de facto olarak IŞİD'e karşı askeri operasyon düzenliyor. Bunları da ne BM'den ne de NATO'dan yetki alarak yapıyor" ifadelerini kullandı. Kosaçev, ABD'nin daha önce de Afganistan'daki operasyonlarını BMGK'nın onayı olmadan gerçekleştirdiğini söyledi.
SİLÂH YARIŞINA YOL AÇABİLİR
Rusya Federasyon Konseyi Dış İlişkiler Komitesi üyesi Oleg Morozov da, ABD'nin Afganistan'da, nükleer olmayan en büyük bombayı kullanmasının dünyada yeni bir silah yarışına yol açabileceği uyarısını yaptı. Pentagon, 'tüm bombaların anası' olarak tanınan GBU-43/B bombasını Afganistan'ın doğusundaki Nangarhar bölgesinde, geniş bir IŞİD'li gruba karşı kullandığını duyurmuştu. [[22.04.2017.00.06.32..SPUTNİKVWS&ULUSAL AJANS]]

19 Nisan 2017 Çarşamba

YSK kararını verdi! CHP, HDP ve VATAN PARTİSİ'nin itiraz ve iptal başvurularını reddetti.

YSK kararını verdi!
CHP, HDP ve VATAN PARTİSİ'nin "referandum sonuçları ile ilgili" itiraz ve iptal başvurularını reddetti.  
Yüksek Seçim Kurulu (YSK) tarafından CHP (Cumhuriyet Halk Partisi)'nin referandum iptaline ilişkin başvurusu reddedildi. Oylamada 10 üye ret oyu verirken 1 üye kabul oyu kullandı. Türkiye'de  pazar günü 18 maddelik anayasa değişikliği referandumu için 55 milyon 319 bin seçmen, sandığa gitti. Yapılan oylama sonunda  "evet" oyları  yüzde 51,40 "hayır" oyları oranı ise 48,60 oldu. CHP,  'mühürsüz oy' iddiasında bulunarak referandumun iptali için YSK'ya başvurdu. CHP'nin dışında bazı siyasi partiler ve vatandaşlarda YSK'ya itirazlarını iletti.  Yüksek Seçim Kurulu, (YSK) anayasa referandumuna ilişkin yapılan itirazları görüşmek üzere bugün toplandı.
BAŞVURU REDDEDİLDİ
Yüksek Seçim Kurulu (YSK), tam kanunsuzluk nedeniyle halk oylamasının iptaline ilişkin başvuruları reddetti. Karar, 10 üyenin ret, bir üyenin kabulüyle oy çokluğu ile verildi. YSK'dan yapılan açıklamada CHP, HDP ve Vatan Partisi'nin 16 Nisan 2017'de yapılan anayasa değişikliğine ilişkin halk oylamasının tam kanunsuzluk nedeniyle iptaline ilişkin taleplerini değerlendirdi. Açıklamada, "Halk oylamasının tam kanunsuzluk nedeniyle iptaline ilişkin talepler, bugün 10.30'da başlayan YSK toplantısında görüşülmüş, yapılan değerlendirmeler neticesinde her 3 talebin de ayrı ayrı oylanması sonucunda, 10 üyenin ret, 1 üyenin kabul yönündeki oyları ve oy çokluğuyla reddine saat 17.30 itibarıyla karar verilmiştir." denildi.
MİLLETİN SÖZÜNÜN ÜSTÜNE SÖZ OLMAZ 
Başbakan Binali Yıldırım da bugün  Genişletilmiş İl Başkanları toplantısı öncesi yaptı açıklamada  yaptığı açıklamada,  itirazlarla ilgili "  Kararı Yüksek Seçim Kurulu (YSK) verecek. Bizim işimiz değil. YSK bugün bu itirazları değerlendirip açıklayacağını ilan etmiştir. İtiraz etmek haklarıdır anlayışla karşılıyoruz. İtirazların gideceği adres de YKS’dırMilletin sözü üzerine söz söylemek beyhudedir"ifadesini kullandı.
CHP'DEN KARARLA İLGİLİ AÇIKLAMA
CHP Genel Başkan Yardımcısı Bülent Tezcan YSK'nın halk  oylaması için yapılan iptal başvurusunu reddetmesine ilişkin, "Bu ciddi bir  meşruiyet krizidir. Bu sadece 'Hayır' oyu verenlerin oyuna karşı bir sıkıntı  değil, oy kullanan bütün vatandaşa haksızlıktır. Çünkü 'Evet' oyu verenin verdiği  oyu şu anda tartışmalı hale getirmiştir bu karar." dedi. (AA)